Akraba Ziyareti Komsu ve Misafir Hakkı

وَالَّذِينَ يَنْقُضُونَ عَهْدَ اللهِ مِنْ بَعْدِ مِيثاَقِهِ وَيَقْطَعُونَ مَا اَمَرَاللهُ بِه

   اَنْ يُوصَلَ وَ يُفْسِدُونَ فِي اْلاَرْضِ اُلاَءِكَ لَهُمُ اَّلعْنَةُ وَلَهُمْ سُؤُالدّارِ 


AKRABA ZİYARETİ KOMSU VE MİSAFİR HAKKI

 

Ayeti kerime meali:  ol kimseler ki Allah ile vardıkları kesin sözlesmeyi bozarlar. Allah’ın isler halde tutmasını emrettigi münasebet ve bagları keserler. Bunlar yokmu? İşte Allah’ın laneti bunların üzerinedir. Kötü barınak (cehennem) bunların olacaktır.

Mevlayı zül-celal velkemal hazretleri bizlere su okumus oldugum ayet-i celilede akrabalık baglarını kesmemeyi ve kesildigi takdirde cezasının agır olacagını beyan buyurmaktadır.

Bu hususta peygamber efendimiz buyuruyorlar ki: “sadaka vermek ve akrabalık baglarını gözetmek sayesinde haz. Allah ömrü uzatır. Son nefeste imansız can vermek tehlikesini uzaklastırır. İstenmeyen ve korkulan ihtimallerden uzak kalmayı temin eder.”

Haz. Aişe validemiz anlatıyor: “ruyamda kıyamet kopmus. İnsanlar mahsere sevk olundular. Bu arada bir kadının amelleri tartıldı. Onun bir ameli uhud dagından daha agır gelmişti. Ben okadını tanıyordum. Uyanınca o kadını cagırdım ve dedim ki: “ne amel işliyorsun, ne yapıyorsun?” kadın su cevabı verdi:

“ben 7 amel işliyorum:

1.si mahremimden baksa kimse görmeyecek sekilde kendimi koruyorum,

2.si yanımda bir sey oldugu vakitte geleni bos cevirmiyorum,

3.sü  yalnız basıma hiçbir sey yemiyorum,

4.sü ezandan evvel namaza hazırlanıyorum,

5.si ezan okunurken müezzinin dedigini arkasından söylüyorum,

6.sı meşveretsiz iş yapmıyorum,

7.si akrabamdan benden münasebeti kesenleri ziyaret ediyorum.

Aişe validemiz “işte sen bu amelden (akraba münasebetini kesmediginden) bu mertebeye ulaştın.”

Sıla-i rahimde esas olan akraba geldiginde senin gitmen degildir, bilakis gelmedigi vakitte senin gitmendir.

Sahabeden biri peygamber efendimize gelip “ya Rasulallah! Benim bir akrabam var. Ben onlara giderim onlar gelmez, ben affederim onlar zulmeder, ben iyilik ederim onlar kötülük eder. Acaba onların yaptıklarını yapayımı?” deyince peygamber efendimiz: “sen yine onlara git, sen bu ahlakında devam ettiğin müddetçe Allah’ın yardımı senden eksik olmaz!” buyuruyor.

Zaten hadis-i serifte öyle buyruluyor

          اَفْضَلُ الْفَضَاءِلُ اَنْ تَصِلْ مَنْ قَطَعَكَ وَ نُعْطِيَ مَنْ حَرَمَكَ وَتَصْفَحَ عَمَّنْ ظَلَمَكَ

Faziletlerin en üstünü sana gelmeyene gitmen, vermeyene vermen ve kötülük edene iyilik etmendir.”

Su 5 seye devam edenlerin hz. Allah velev ki günahları daglar gibi olsun affeder ve rızkını artırır..

1-      Az cok sadakaya devam edenler,

2-      Akrabayı ziyaret edenler,

3-      Fi sebilillah cihada devam edenler,

4-      Suyu israf etmeden abdest alanlar,

5-      Ana babaya itaate devam edenler,

Rabbim bunları yerine getiripte günahlarını af ettigi kullarından eylesin.  Amin.

Sıla-i rahimdeki rahim ismi rahman isminden meydana gelmiştir. Ve Allah-ü Teala sılai rahme hıtaben

وَمَنْ وَصَلَكَ وَصَلْتُهُ وَمَنْ قَطَعَكَ قَطَعْتُهُ
 Kim sana gelirse ben ona rahmetimle gelirim, kim senden uzaklasırsa bende ondan uzaklasırım..

Ve su yerine getirildigi takdirde rabbimizin rahmetle gelmesine  sebeb olan sıla-i rahim 3 seyle tamam olur:

1-      Ziyaret  2- selam 3- infak

Bu gün insanlar degil yardımlasmak ziyaret etmek, rastlayınca selam vermek icab eder diye baslarını ceviriyorlar. Fakat neler kaybettiklerinin farkında degiller…

Vaktiyle bir zat 7 mesele için bir ehli hikmetin peşinden 700 fersah gitti. Bu kadar mesafeden sonra ehli hikmet olan zat dönüp bakınca adam ona dediki;

“ben senin pesinden sunun için geldim, Allah sana haber vermiş sende simdi bana haber ver

1-      Göklerden daha büyük agır olan sey nedir?

2-      Yerden, arzdan daha geniş olan sey nedir?

3-      Tasdan daha katı olan sey nedir?

4-      Atesden daha kızgın olan sey nedir?

5-      Zemherirden daha soguk olan sey nedir?

6-      Denizden daha gani (zengin) olan sey nedir?

7-      Yetimden daha zelil olan sey nedir?

Ehli hikmet cevap verdi;

1-      Namuslu dürüst kimseye iftira etmek göklerden daha büyük ve agırdır,

2-      Hak yerden daha geniştir,

3-      İmansızın kalbi tasdan daha katıdır,

4-      Hırs ile hased atesden daha kızgındır,

5-      Muzdar kalıp, akrabaya bas vurmak zemherirden soguktur,

6-      Kanaatkar olan kalp denizden daha zengindir,

7-      Kogucu olan kimse gammazlıgı ortaya cıkınca yetimden daha zelildir.

Buhari Müslim ve diger hadis kitaplarında rivayet edildigine göre;

Peygamber efendimiz’in zevce-i mutahharelerinden hz. Meymune  kendisine ait bir köleyi peygamber efendimiza danısmadan azad eder. Peygamber efendimiz gelince derki;

-          Haberin varmı ey allah’ın rasülü ben köleyi azad ettim,

-          Sen mi yaptın?

-          Evet

-          Dayılarına verseydin senin için daha sevaplı olurdu. Buyuruyor.

Peygamber efendimiz bu sekilde buyurmakla akrabaya infakın sevabının büyüklügünü ifade etmiştir.

Binaen aleyh hadis-i serifte:
اَفْضَلُ الصّدَقَتُ عَلَي ذِي الِرّحِمِ اْلكَاشِحِ
sadakanın en faziletlisi senden yüz ceviren akrabaya verilen sadakadır.

Ebu ya’li has’amlı bir adama isnaden kaydeder, has’amlı;

Peygamber efendimize geldim. Sahabesinden bir toplulugun yanında oturuyordu.

-          Sen Allah’ın rasûlü müsün? Dedim.

-          Evet, dedi

-          Ey allah’ın rasûlü! Allah’ın yanında hangi amel daha sevimli dedim

-          Allah’a iman etmek, dedi

-          Sonra, dedim

-          Sıla-i rahim, dedi

-          Ey allah’ın rasûlü! Allah’ın yanında en kötü amel nedir? Dedim

-          Allah’a es ortak kosmak, dedi

-          Sonra, dedim

-          Sıla-i rahim kesmek, dedi

-          Sonra, dedim

-          Kötülük işlemeyi emretmek iyilikten vazgecirmek.” Dedi

Demek ki su ‘akrabalık baglarını gözetmek’ yerine getirilmedigi takdirde haz. Allah katında en degerli amel cignenmiş olup en degersiz amel olur. Mevlam bizleri akrabalık haklarına riayet edip mükafatlandırdıgı kullarından eylesin. Amin!

Hasan-ı basri haz. Söyle buyuruyor: “insanlar ilmi acıklayıp, ameli yok ettiklerinden, dil ile birbirlerini sevip kalp ile bugz ettiklerinden ve sıla-i rahimi kendilerinden kaldırdıklarından allh-ü Teala onlara lanet eder kör ve sagır kılar.”

Yahya bin Salih anlatır: Mekke’de yanımızda horasanlı gayet Salih bir kimse vardı. Herkes emanetini onun yanında bırakırdı. Birisi bu sahsa 10 bin dinar bırakıp ihtiyacı için çıkıp gitti. Mekke’ye dönüşünde adam ölmüştü. Ailesine ve evladına emanetini sordu. Fakat hiç birinin haberi yoktu. Meseleyi o gün toplu halde bulunan Mekke alimlerine bildirdi. “ne buyuruyorsunuz” dedi. Onlar horasanlı bu zat umarız ki cennetliktir. Gecenin 3te birinde yahut yarısında zemzemin yanına git, yukarısına cık ve o gece yapmak sartıyla “ben falan oglu falanım, ben emanet sahibiyim” de.”  dediler.

Adam öyle yaptı. Fakat hiç kimse cevap vermedi.  Alimlere gitti durumu bildirdi. Alimler “    اِنّا لِلهِ وَ اِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونْ korkarız ki o kimse  cehennem ehlidir. Yemene git orada bir vadi vardır. Adı berhut’tur. Orada bir kuyu vardır. Üstüne cık gecenin 3te birinde veya yarısında 3 defa seslen” dediler. Adam gitti orada 3 defa seslendi. Ölü ilk sesleniste cevap verdi. Bunun üzerine adam “yazık sana! Sen hayır sahibi idin seni buraya ne düşürdü.” Ölü cevap verdi: “evet ben hayır sahibi idim. Fakat benim uzakta bir akrabam vardı. Onların yanına gitmemiştim. Nihayet öldüm. Onun için Allah beni buraya indirip cezalandırdı. Senin malın ise oldugu gibi durmakta. Cocuklarıma emanet edemedim. Evin falan yerine gömdüm. Orayı kaz malını bulacaksın.” Ve adam döndü malını oldugu gibi buldu.

İşte akrabayı ziyaret etmemek böyle acı bir cezayı icap etmektedir. O halde bizlere su fani hayattan kesilmeden, imkan nisbetinde elimizden geldigi kadar, akraba-i taallukatımızı ziyaret edip, onların gönüllerini almamız, onların kalplerini hosnut etmemiz lazımdır. Aksi takdirde mesuliyetten kurtulmaya imkan yoktur.

Bunun ehemniyyetine binaen peygamber efendimiz söyle buyuruyor: “akraba ziyaretini kesen kimse benimle oturmasın. Akraba ziyareti kadar sevabı tez gelen bir iyilik yoktur. Akraba ziyaretini terk edenin cazasıda cabuk gelir.”

Sıla-i rahim ailede muhabbetin, malda servetin, artmasına ve ömrün uzamasına sebebtir. Ömründen 3 gün kalan bir kul sıla-i rahim yapsa Allah-ü Teala bu sebeble ömrünü 30 sene uzatır. Sıla-i rahimi keseninde 30 senelik ömrünü 3 güne indirir.

İmam-ı Ahmet’in rivayetinde peygamber efendimiz söyle buyuruyor:  “ bu ümmetin içinden öyleleri gelecektir ki: bunlar bir gece insan gibi yiyip içip oynayacaklar fakat hınzır suretinde sabahlayacak, sarsıntıya ugrayıp yerin altına gececekler ve ya üzerlerine tas yagacaktır.

Bu afetin sebebi su günahları işlemeleridir;

1-      Devamlı içki içmeleri

2-      Erkeklerin ipekli elbise giymeleri

3-      Faiz alıp vermeleri

4-      Oyuncu sarkıcı ve kadınlar edinmeleri

5-      Akraba haklarını savsaklamaları.”

Zamanımızda belirtilen su adetlerin işlenmesi âdet haline geldi. Fakat insanlar o kadar gafilane ki baslarına bir bela, musibet afet geldiginde arastırdıkları yalnız dünyevi sebebler, hiç manevi eksiklikleri göz önünde bulundurmuyorlar.  Sen bir bak bakalım  ne cihetten eksiksin. Namazın mı yok, asi misin, islam’ın gerektirdigi haller sende mevcut mu? Burayı arastırsan ya! Ama maalesef bunlar hiç akla gelmiyor. Mevlam cümlemize gaflet uykusundan uyanıp hakikati anlamayı nasip etsin. Amin.

Akrabayı ziyaret gerektigi gibi komsu hakkına riayette lazımdır. Zira hadis-i serifte:

مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِااللهِ وَالْيَوْمِ اْلاَخِرِ فَلْيُكْرِمْ جَارَهُ
Allah’a ve ahiret gününe imanı olan komsusuna ikram etsin” buyuruluyor.

Peygamber efendimiz buyuruyor ki;

Komsunun komsu üzerinde 10 hakkı vardır:

1-      Borc istedigi zaman borc vermek,

2-      Evine misafirlige davet edince gitmek,

3-      Hastalanınca ziyaretine gidip halini hatrını sormak,

4-      Sefkatli olmak,

5-      Yardım isteyince yardım etmek,

6-      Basına bir bela gelince bas saglıgı dilemek gecmiş olsun demek,

7-      İyi bir haberle karsılasınca gözün aydın demek,

8-      Ölünce cenazesinde bulunmak defni ile mesgul olmak,

9-      Sefere cıkınca evini gözetlemek,

10-   Ondan gelen sıkıntıya katlanmak, onunla münakasa etmemek.”

İşte bu hususlara dikkat etmemiz, riayet etmemiz lazımdır.

İmam-ı azam hz.’nin bir komsusu vardı. Evleri birbirine bitisikti. Komsusu devamlı surette sarhos olup meyhaneden cıkmaz, aksamları eve gelince de sabaha kadar saz calıp sarkı söylerdi. Hz. İmam hiçbir sey söylemeden sabrederdi. Bir aksam o adamdan hiç ses gelmeyince sabah erkenden komsusunun evine gidip kapıyı caldı. Adamın hanımı cıktı ve “buyurun efendim!” dedi. İmam-ı azam hazretleri “aksam hiç ses gelmeyince merak ettik. Acaba basına bir iş mi geldi.” Hanımı üzülerek “efendim, dün akşam geç  saatlerde carsıdan gelirken polisler sarhos diye yakalayıp hapse atmıslar.” Bunun üzerine imam-ı azam hz. Hemen sehrin valisinin yolunu tuttu. İmam-ı azam hz. “vali bey! Bizim söyle bir komsumuz vardı. Aksam bekciler hapse atmıslar. Onu hapisten cıkarmanız için geldim.” Ve adam-ı imamı azam hz.ne teslim ettiler. Yolda giderken imam-ı azam haz. Komsusuna “ kusura bakmayın aksamdan haberimiz olmadı. Cocuklarınıza nafaka veremedik. Su paraları alında cocuklarınıza nafaka temin edin.” Dedi. Adamcagız cok üzüldü ve halis bir kalple tevbe edip ölünceye kadar imam-ı azamdan ayrılmadı.

İşte komsu hukukuna riayete güzel bir misal, bizler onlar gibi olamayız ama onların yolunu takip edip elimizden geldigi kadar caba sarfetmemiz lazımdır.

Mücahid r.a. buyuruyor ki; bir gün Abdullah ibni ömerin yanında idim.  Bir kölesi koyun yüzüyordu. Abdullah “ koyunun yüzmesi bitince önce yahûdi komsumuza ver” dedi ve bu sözünü bir kac kez tekrarladı. Bunun üzerine kölesi ona “kac keredir aynı seyi söylüyorsun” dedi. Abdullah kölesine “peygamber efendimiz bize komsu hakkında o kadar ısrarla tavsiyede buludu ki onu bize varis ilan edeceginden korktuk.” Dedi.

Ebu zer r.a. “benim sevgili peygamberim bana söyle öğüt verdi.- tencereyi kaynattıgın zaman suyunu bol koy, sonra etrafında ki komsularına bak ve onlara da ver.”

Ayet-i kerime de 
اِنَّمَا اْلمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ
 mü’minler birbiriyle kardestir.” Buyuruluyor. Bir kimse kendi nefsi için istedigi bir seyi mü’min kardesi için de güzel görmeli, kendi nefsi için kerih gördügü bir seyi mü’min kardesi içinde kerih görmelidir. Hakiki manada mü’min böyle olmalıdır.

Bakınız adamın biri farelerin evini istila etmesinden sikayet etmiş. Bir kedi almasını tavsiye edenlere de “ bunu yapamam cünki kedinin sesini duyan farelerin evimi terk edip komsumun evine gitmesinden ve bu surette kendim için sevmedigimi komsum için sevmiş olacagımdan korkarım.” Diye cevap vermiş.

Bilinmelidir ki; komsuluk hakkı sadece komsuyu rahatsız etmemekle bitmez, onun eziyetine katlanmak lazımdır.

Bir kimse ibn-i mesud r.a.’a gelerek “benim bir komsum var ve beni rahatsız ediyor. Bana eziyet ve sıkıntı cektiriyor.” Diye sikayet eder. İbn-i mesud hz. Ona “mademki o senin hakkında Allah’a karsı geliyor, sen var onun hakkında Allah’a itaat et” diye cevap veriyor.

Zaten bir mü’mine de yakısan da odur.  Peygamber efendimiz bir hadis-i serifinde:
اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلَمَ اْلمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ   
 Müslüman elinden ve dilinden insanların emin oldugu kimsedir.”

Peygamber efendimize bir kadın hakkında “falan kadın gündüzleri oruc tutup, geceleri namaz kılıyor , fakat komsularını rahatsız ediyor.” Dediler peygamber efendimiz: “o cehennemliktir.” Buyurdu.

Hz. Mevlam cümlemizi komsu hakkına riayet eden memnun oldugu kullarından eylesin,  amin..

Yorum Yaz