zikir ve tesbih

ZİKİR VE TESBİH

وَذْكُرْ رَبَّكَ فِى نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَحَفِيًّا وَدُونَ الْجَهْرَ مِنَ الْقَوْلِ بِا الْقُدُوِّ وَالْاَصَالِ وَلَا تَكُنْ مِنَ الْغَالِبِينَ

 

             Ey habibim! Sen içinde tazarru ve korkulu oldugun halde sessiz olarak sabahlarda ve aksamlarda rabbini  zikret. Sen gafillerden olma.

Bir gün peygamber efendimiz Âişe validemize “izin verirmisin Mevlamı zikredeyim” buyuruyor. Âişe validemiz “tabiî ki ya Rasulallah!” diyor ve rükû rükûyu secde secdeyi takip ediyor. Sabaha kadar Mevlayı zikredip ibadet ediyor. Bir ara Âişe validemiz buyuruyor ki; peygamber efendimizin gözyaslarından  seccadesi ve mübarek sakalı serifi ıslanmıs, Bilâli habesi haz. Sabah ezanını okumak için ile gelmiş. Âişe validemiz “Siz ki Mevla’nın alemleri hurmetine yarattıgı, takdim ve te’hir olunan ümmetininde günahları magfiret olundu Rasulsün. Niçin bu kadar aglıyorsun?” diye sordugunda peygamber efendimiz “Ben sükredenlerden, hz. Allah’ı zikredenlerden olmayayımmı?” buyuruyor.

O ki Hz. Allah’ın habibi oldugu halde sabahtan aksama, aksamdan sabaha zikir ile mesgul oluyor.

Hadisi serifte “kimki cennete girmek istifade etmek isterse zikri cogaltsın…”

Sadece peygamber efendimiz degil Davud(as), İbrahim (as), Musa (as), ve diger bütün peygamberlerde hz. Allah’ı cok zikretmişlerdir. Zira hz. Allah Davud (as) hakkında ayet-i kerimede (Sâd 18-19) mealen söyle buyuruyor.

“bzi dagları tasları onların emrine verdik. Kusların hepsinide onların emrine verdik. Sabahlarda ve aksamlarda onlar tesbih ettiler.”

Davud(as) o kadar cok zikrediyor ki dagda zikretse dag onunla beraber zikreder, sahrada zikrederse oradaki kuslar  karsısına gecip sanki rabıta yapar gibi boyunlarını büküp küçücük kalpleri ile hz. Allah’ı zikrederler.

Dünyada canlı ve cansız her sey hz. Allah’ı zikreder. Hz. Allah hadis-i kutside “ beni sevdigini iddia eden kulum geceleri uyursa o kulum yalancıdır. İnsan sevdigini tenhada aramaz mı? Ben geceleri beni zikreden kullarım için hazırım.” Buyuruyor. Zikrin vakti yoktur. Her vakit hz. Allah zikredilebilir. Ama evla olan seher vakti zikretmektir. Mevlam cümlemizi hakkı ile zikredenlerden eylesin…

İbrahim (as) ki hz. Allah ona halilim diye hıtap eder. Melekler hz. Allah’a “ya Rabbi! Sen ona halilim, dostum diyorsun. O kadar zenginlik içerisinde malına muhabbet  etmiyormu?” diyorlar.  Hz. Allah “birinizi aranızdan elci secin ve onu imtihana gidin” buyuruyor. Melekler Cebrail (as)ı elci olarak seciyorlar.  Cebrail as. Yoksul biri kılıgında İbrahim as’ın yanına giderek “esselamü aleyküm” deyince “aleykümselam ey yolcu” diye cevap veriyor İbrahim (as). Cebrail (as) “bu kadar mülkün sahibi sen misin?” diye soruyor. İbrahim (as) “hayır! Hz. Allah’ındır. Ben sadece onların bekcisiyim.”  Diyor ve böylece birinci imtihanı geciyor. Yine Cebrail (as) “ su malik oldugun sürüden bir tanesini bana tasadduk eder misin?” deyince İbrahim (as) “eger hz. Allah’ı bir defa zikredersen  bir tanesini degil 3de birini veririm.” Diyor. O da “sübbuhun kuddüsün rabbüna ve rabbül melâiketü verruh.” Duasını söylüyor. İbrahim (as) “ey yolcu! Ben  senin zikrine hayran kaldım.  Ne olur bir daha zikret. Eger bir daha zikredersen sana malımın 3de birini degil yarısını veririm.” Buyuruyor. Ve Cebrail (as) tekrar aynı duayı okuyor. İbrahim (as)’ın o kadar hosuna gidiyor ki “eger tekrar zikredersen sana degil yarısını hepsini veririm.” Cebrail (as) tekrar zikrediyor.  Ama İbrahim (as)’a yeterli gelmiyor.  Ve “ eger bir defa daha zikredersen bu koyunların cobanı olurum.” Diyor. Ve Cebrail (as) tekrar zikrediyor. İbrahim as oradaki bütün malını ona verdigini ve kendiside cobanı olduğunu söylüyor.

Cebrail as. “ya Rabbi! Sen sözünde sadıksın. O hakikaten senin halilindir. Kalbinde zerre kadar onlara muhabbet yokmuş. Sen bizi affeyle!” diye hz. Allah’a yalvarıyor ve İbrahim as’ın ayagını öpüyor. “biz senin hakkında yanlıs düşünmüşüz. Ben bir melegim. O malların bana hiçbir faidesi yok mallarını geri alabilirsin. ve imtihanda muvaffak oldun.”  Diyor. İbrahim as “ben o malları hz. Allah’ın ugrunda tasadduk ettim. Onları geri alamam” diyerek fakirlere dagıtıyor.

Kişi bir defa kalben Allah dedigi zaman o zikrin sevabını alır ve derecesi yükselir. Rabıta-i serife ile zikir asla birbirinden ayrılmaz. Zikrin en küçügü bile büyüktür.

İmam-ı Âzam hz.’nin iki tane samdanı varmıs. Birini devlet işlerinde digerini kendi işlerinde kullanırmıs. Bir gün odasından cıktıgı zaman bir hırsız giriyor. “mecburum. Aslında almak istemezdim ama evlatlarım ac evde yemek bekliyorlar” deyip tam alacagı zaman İmam-ı Âzam hz.nin iceri girdigini duyuyor. Ve hemen dolabın içine saklanıyor. Ve korkusundan “aman Allah’ım affet Allah’ım !” diye zikretmeye baslıyor. O sırada İmam-ı Âzam hz.’nin yanına birisi girerek”40’lardan birisi vefat etti. Yerine kimi alalım” diye sorunca İmam-ı Âzam hz. Bir müddet murakabaya dalıyor. Ve kendisine “ su anda allah’ı zikreden hiçbir kimse yok. Ancak dolabın içindeki kişi müstesna” deniliyor. Ve o kişi 40’lardan oluyor. Evet, ne diye gelmişti ama ne oldu…

Ekseruu zikrullahi hatta yekulü innehü lemecnun

Haz. Allah’ı cok zikrediniz. Taa ki  hatta size mecnun desinler.

İbrahim Havvas hz. Söyle anlatıyor. “Bir sene hacca erken gitmek istedim. Ama bir sey beni batıya dogru cekti. Bir hikmeti vardır diye batıya dogru yola cıktım. İstanbul’a vardıgımda kralın kızının hasta oldugunu ve doktorların toplandıgını duyunca onlar ile beraber bende saraya girdim. Ve kızın odasına girince yüzünün ayın 14ü gibi parladıgını gördüm. Gercektende 14 yasında imiş. Beni görünce “sizmi geldiniz ya İbrahim Havvas” dedi.”beni  nereden tanıyorsun?” deyince kız “canımı canana teslim ettimve hz. Allah’tan dostlarından birini bana göndermesini istedim. Bana İbrahim Havvas gelecek dediler. Siz içeri girince o kişi oldugunuzu anladım.” Dedi. İbrahim Havvas kıza hastalıgını sorunca kız anlatmaya baslıyor “bir gün dısarı cıkmıstım. Gökyüzüne söyle bir ibret nazarı ile baktım. Ve lisanımdan su sözler döküldü. Allahü ehad ve rasulü Muhammed (halbuki kız ve babası Yahudi imiş) o gün bu gündür o kelimeyi zikrediyorum. Bunlarda beni hasta zannedip doktor cagırıyorlar.” Diyor. İbrahim Havvas hz. “seni bizim oralara götüreyim mi?” diyor. Kız “sizin oralarda ne var” deyince İbrahim Havvas hz. “Medine-i münevvere Mekke-i Mükerreme ve beyt-i makdis var” diyor. Ve kız İbrahim Havvas hz.’den sag tarafına bakmasını istiyor. Ve İbrahim Havvas hz. Bir keramet olarak 3ünü birden görüyor. “gitmek isterdim ama vakit yok cok gec artık” diyor ve kelime-i şehadet getirerek ruhunu teslim ediyor.

Şah-ı Naksibendi hz. O kadar cok hz. Allah’ı zikredermiş ki he sabah evrad-ı serifinde söyle dua edermiş;  ya Rabbi!

Sana hakkı ile sükredemedim, senin istedigin gibi sükredenlerden kıl

Seni hakkı ile zikredemedim, senin istedigin gibi zikredenlerden kıl

Günahtan korkanlardan kıl, zahiran ve batınan sana mûtîı olanlardan kıl,

Zatın için gözyası dökenlerden, sana baglı olanlardan kıl!... 


<bu sohbetin son tarafında bazı malumatlar cıkartılarak burya yazılmıstır. anlatacak olan kardeslerimiz e-mail yoluyla temin edebilirler.çıkartılan malumat sayısı3dür>

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !